Hastanede Siyah Kıyafet Kim Giyer?
Hayatın ne kadar belirsiz olduğunu her zaman düşünmüşümdür, ama o gün Kayseri’deki hastanede, siyah kıyafet giymenin ne anlama geldiğini anlamam için belki de ilk kez gözlerimle bir şeyleri görmem gerekti.
Sabahın erken saatleriydi ve ben yine hastaneye gitmek için hazırlık yapıyordum. Bazen şehri arşınlarken, bazen de kendi dünyamda kaybolurken kayboluyorum. Bu günlerimin çoğu kayıptı, ama belki de işte bu kayıp anlar beni bir şekilde ben yapıyordu. Bugün bir başka gündü, ama o günün anlamını zamanın ne kadar hızla aktığını fark etmeden anlamam gerekiyordu. Hastaneye gitmek, özellikle de karanlık, soğuk bir sabah vakti bu kadar zor olmasa gerek diye düşünürken, bir anda yaşadıklarım beni bir başka yola sürükledi.
Bir Sabahın Hikayesi
Her şey normal bir sabah gibi başlamıştı. Fakat, hastaneye adım attığımda, beyaz önlüklerin ve sivri seslerin arasında bir an fark ettim. O kadar çok insan vardı ki, kimisi ağlıyor, kimisi sessizce bekliyor, kimisi de odaların arasına hızla kayıp gidiyordu. Bir yanda doktorlar, hemşireler koştururken bir yanda da kan tahlili sonuçları bekleyen insanlar vardı. Gözlerim, her zamanki gibi sadece tek bir hedefe odaklanmıştı: Annemi görmek.
Bir hemşirenin önüme geldiği ve bana bir şeyler anlatmaya çalıştığı anda, ne demek istediğini neredeyse hiç duymadım. Sadece o an bana verdiği o yeni bilgiyi, ki belki de bana bir şekilde bile bile sunulmuştu, dikkate almadım. Çünkü ben yalnızca bir şeyi görmek istiyordum; annemi.
Ancak, kapıya doğru adımımı atarken, o an fark ettiğim şey beni oldukça sarsmıştı. Yanımda bir adam vardı. Siyah bir takım elbise giymişti.
Hastanede Siyah Kıyafet
Yavaşça o siyah takım elbiseli adama bakarken, kalbimde bir şeyler kırıla kırıla düşüyordu. Kim bu adam? O kadar kalabalığın içinde, bu kadar belirgin bir şekilde siyah kıyafet giymek neden? Siyah renk, tüm hastanelerde olduğu gibi buralarda da ölümün rengi, kaybın simgesi gibi bir şeydi. Herkesin beyazlar içinde olduğu, bir başka dünyada olduğumuzu hissettiren bu ortamda, o adamın giysileri bana pek çok şeyin işaretini veriyordu.
Yavaşça onu gözlerimle takip ettim. Sol eli cebindeydi, ama vücut dili, adeta bir gücün yansımasıydı. Bir şey hissettim. Bu adam bir kayıp yaşıyordu. Çalışanları, doktorları ve hemşireleri görmüyordu. Gözleri, o kadar derin ve boştu ki, sanki hiçbir şeyi görmek istemiyordu. Bu kadar derin bir acı içinde olmalıydı.
Ama onun içindeki o acıyı ilk başta fark etmedim. Çünkü önce, o adamın gözlerinde bir şey vardı. Bir şeyleri gizliyordu. O an, birileriyle hiç konuşmadığı, hiç bakmadığı, sanki sadece bir şeye odaklandığı çok belli oluyordu. Beyazlar içinde insanlar yürürken, siyah bir kıyafetin bu kadar yalnız olması beni büyülemişti.
Benim o anda hissettiklerim karma karışıktı. Acı, korku, bir yandan da kalbim hızla atmaya başlıyordu. Siyah kıyafet, bana sadece kaybı, umudu, yalnızlığı ve yeniden başlama isteğini hatırlatıyordu.
Siyah Kıyafetin Derinliği
Bir an düşündüm, neden siyah giyer insanlar hastanede? Siyah giymek, kaybedenin rengidir. Birinin arkasından, ya da öncesinde, yaşanan kayıp ne kadar acı verici olsa da, bir şekilde o acıdan sıyrılma çabasıdır. Belki de o adam, o acıyı, siyah kıyafetiyle taşıyor ve o kaybın daha fazla büyümesine izin vermek istemiyordu.
Siyah, bir anlamda güçlü bir renk, ama aynı zamanda ölümdür. Bütün bu hisleri, ben de içimde yaşadım. Birinin arkasından, ya da öncesinde, kaybı en derinden hissedebilirsin. Ve o kaybı hissettikçe, ne kadar güçlü olsan da, ne kadar çabalarla dirensen de, bazı şeyler seni sarar, içine çeker ve seni suskun bırakır.
Siyah giymek, ölümün öncesinde ya da sonrasında gelen bir kabulleniştir belki. Ama o adamın yüzündeki ifade, beni bir şekilde başka bir şey düşündürmeye itti: Her kayıp, başka bir başlangıçtır. O siyah giysilerin içinde bir umut vardı; belki o adam sadece kaybetmek değil, aynı zamanda o kaybı kabullenmişti ve bir şekilde yeniden başlamak istiyordu.
Bir Başka Anlam
Zamanla gözlerim, o siyah takım elbiseli adamın yanından kaybolan siluetini izlerken, hastanede siyah kıyafet giymek sadece bir kaybı değil, aynı zamanda bir yeniden doğuşu işaret ediyordu. Ve ben bir yandan fark ettim ki, bu hastanede beyaz giysilerle dönen herkes aslında kayıplarını unutmuş değil, kayıp onlarla birlikte yaşıyor.
Hastanede siyah kıyafet giymek, ölümü değil, yaşamı daha derinden kabul etmek demekti. O an, ilk kez kendim için de bunu düşündüm: İnsanlar kaybederler, ama kaybetmek, her zaman yeniyi doğurur.
Bugün hastaneye geldiğimde öğrendim ki, siyah kıyafet giyen bir insan kaybını değil, yeni bir başlangıcı kutluyor olabilir. Bunu, o adamın gözlerinde gördüm.
Hastanede siyah kıyafet giyen, sadece kaybetmeyi değil, yeniden başlamayı isteyen biriydi.