Türk Yazı Dili Kaça Ayrılır? Herkesin Merak Ettiği Sorunun Eğlenceli Cevabı
Bir gün arkadaşım bana “Türk yazı dili kaça ayrılır?” diye sordu. Ben de başladım hemen düşünmeye. “Hmm, yazı dili mi? Valla bunu genellikle okulda duyuyorduk da, acaba ne demek istiyor?” diye kafamda binbir soruyla kıvranırken, arkadaşımın yüzüne baktığımda, “Cevap ver lan” diyen bir bakış gördüm. Öyle ya, herhalde herkesin merak ettiği bir soru bu; sonuçta dil, milletin olmazsa olmazı!
Türk yazı dili, çoğunlukla iki ana başlıkta inceleniyor. Bu iki ana başlık da; resmi dil ve günlük dil. Ama, tabii ki bu kadarla bitmiyor! Bu başlıkların altına küçük küçük dallar var. Evet, Türk yazı dili sadece ikiye ayrılmıyor. Tıpkı insanın düşündüğü kadar basit bir şey olmaması gibi.
1. Resmi Dil
Bunu duyduğunda aklında ne canlanıyor? Herhalde bürokrasi, kağıt işler, raporlar ve o korkunç sayfalık, kimseye hitap etmeyen, her kelimenin sadece üç satırlık anlam taşıdığı o metinler… İşte, bu da Türk yazı dilinin resmi kısmı!
Resmi yazı dilinin en belirgin özelliği, ağır ve katı bir dil kullanılmasıdır. Bu yazı tarzında, insanların en sevdiği cümleler şöyle başlar: “İlgili mevzuat çerçevesinde…” ya da “Söz konusu durum…” Akıllarda bu tür cümleler var mı? Şu resmî yazı dilinden biraz uzaklaşıp, arada sırada bir “nasılsın” diye sormak lazım!
Bir gün arkadaşım bana “Resmi dil nedir?” diye sordu. Ben de şöyle cevap verdim:
Ben: “Resmi dil, aslında çok acıklı bir şeydir. Kelimeler var ama duygular yok. Cümlelerin arkasında iş yükü var. Sadece ‘iş yapıyorum’ demek için yazıyorsun, o kadar. Herkesin adı, herkesin soyadı… Ama kimse kimseyi sevmez.”
Arkadaşım: “Yani… Hem çalışkan hem duygusuz bir dil mi diyorsun?”
Ben: “Aynen! Ama bu, Türk yazı dilinin resmi kısmıdır. Hemen iş bitirmek gerekir!”
2. Günlük Dil
Peki ya günlük dil? Hah işte, Türk yazı dilinin en rahat kısmı! “Valla bugün tam evde miskinlik yapacak gün, yazıyı da yazarım, sonra da Netflix’e geçerim” dediğimiz o anlar… Bu dilde, resmi dilin tam tersine, özgür ve rahat bir üslup vardır. Şu “selam, naber?” cümlesinin zarifliğine bakın, sonra resmi dilden bir örnek düşünün. Evet, farkı gördünüz, değil mi?
Günlük dilde insanlar, birbirlerine rahatça hitap edebilir, diledikleri gibi konuşabilir. Kültürel etkileşimler ve sokak argoları bu dilin bir parçasıdır. Ama bu, sadece neşeli olmakla bitmez! Bu dil bazen de ciddi olabilir; bazen bir “bugün ne yemek yapayım?” diyalogunda bile derin bir anlam aranabilir.
Bir diyaloğa bakalım:
Ben: “Bugün ne yapsak, ya? Patates mi kızartsak, ya da köfte?”
Arkadaşım: “Vallahi köfte iyi olur ya! Sonra da üzerine dondurma yiyelim!”
Ben: “Nasılsa gün bitti, ne olacak, en iyisi her şeyi yiyelim!”
İşte bu, Türk yazı dilinin günlük hali! Daha doğal, daha eğlenceli, daha samimi.
3. Akademik Dil
Evet, sıradaki dil de akademik dil. Üniversiteye yeni başlamışsınız, not alırken fark ediyorsunuz ki o kelimelerle bir paragraf kurmak imkansız gibi! Ama tabii, her şeyin bir çözümü var. Yavaşça kendinizi akademik dilin içine kaptırıyorsunuz, cümlelerinizi akademik bir süzgeçten geçiriyorsunuz. “Çünkü” yerine “zira”, “bu yüzden” yerine “bu bağlamda” kullanmaya başlıyorsunuz.
Bir öğrencinin iç sesini dinleyelim:
Öğrenci: “Şimdi hocam ‘nedir’ demişti. Hemen hemen her şeyin tanımını yapmamızı istiyor. Ama ‘nedir’ dediği de çok soyut bir kavram. O zaman neden ‘netlik’ ve ‘açıklık’ gibi terimler kullanmıyoruz? Evet, çözümü buldum! Her şey daha akademik olacak.”
İşte Türk yazı dilinin bir başka katmanına geldik! Resmi dilin biraz daha neşeli ama yine de katı olan hali. Ama bir parça akademik kelimeyi ve cümleyi birleştirerek, en zor soruları bile çözebilirsiniz.
4. Slang ve Argo
En son da, belki de en sevimli olanını unutmayalım: slang ve argo! Bu dilde her şey mübahtır. Herhangi bir dilde, şehrin her köşesinde duyduğumuz sokak dili burada da yerini alır. Hele ki bir de sohbetin içinde mizahi bir üslup da varsa, o zaman yazı çok daha eğlenceli olabilir.
Bir örnek verelim:
Ben: “Bugün ne yapıyorsun?”
Arkadaşım: “Aynen yattım, telefonda takıldım biraz. Ama kafamı dağıtacak bir şey bulmam gerek. Netflix’te bir dizi varmış, onu izlesem mi?”
Ben: “Aman ne güzel ya! Yalnız ‘film izleme’ işini hep yapıyorsun, başka bir şey denesen fena olmaz! Başka bir önerim var mı?”
Arkadaşım: “Yok ya, bu kadar yeter. Bu hafta arada ‘takılmam’ lazım!”
Bu da, Türk yazı dilinin en rahat ve eğlenceli katmanı!
Sonuç
Türk yazı dili, aslında düşündüğümüzden çok daha fazla dala ayrılıyor. Resmi dilde sıkıcı olabilirsiniz, günlük dilde rahatça sohbet edebilirsiniz, akademik dilde bilgiyi aktarırsınız ve tabii ki argo ve slangle de keyifli bir yazı yazabilirsiniz. Hangisini seçerseniz seçin, dilin yeri değişiyor ama Türk yazı dili kaça ayrılır sorusu kesinlikle her an hayatımıza dahil olur!
Her türde dilin de kendi yeri var, değil mi? Bazen resmi, bazen rahat, bazen de akademik… Ama en önemlisi, dilin, doğru zamanda doğru şekilde kullanılması!